İktibas

Kitapların en tesirli cümleleri, orta çarpıcı cümleleri ve az sarsıcı cümlelerinin mekanı…

 

İktibaslar yorumlarda.

25 Comments

  • Anonim Cevapla

    Hb Mustafa Kutlu- s103. Kullanılan bizim eleman: Bizim ahalinin ahvali: 1Hele bir besmele çekelim. 2.Kervan yolda düzülür. Bir koyundan birden fazla post çıkar (istihdam için) 4. Bizde çalışanlar kanaat sahibidir, asgari ücret kafidir. 5.Arkadaşlar boşuna kendini yormasın. Ev danası öküz olmaz. 6.Üst yönetimde ihtiyaca binaen ulkenin güç odaklarindan bir emekli zat bulundurulmasi elzemdir. 7Ticaretle merhametumi karustirmayalim. 8. Arge mi diyorsun? Emin usta yetee. Makineyi o kurdu, verimine o bakar. 9.Bu resmin istisnası vardır elbette. S103

  • Anonim Cevapla

    Marka giymenin hususi değil umumi bir şey olduğunu ; marka ve imzanin iki ayrı zihniyeti temsil ettiğini söylesem. Zevki olanların terzisi oldugunu desem. Terzielr birer sanatkardir ve imzalari vardir degil ki? Oysa marka kolektif bir cabanin urunudur…(s98 99 imza minare medeniyet)

  • absbbsb Cevapla

    Bu insanlar ne yapıyor? Don gömlek dikmiyor mu? Bunlar Gap, Levis, Next gibi markalarla dünyaya sunulmuyor mu? (…) Maliyetin eh on on bir. Peki pantalonlara kac dolarlık etiket takiyorsunuz? Verdiğimiz fiyatin alti veya sekiz kati. Yani yetmiş, yuz arası. S.97

  • Anonim Cevapla

    HbOysa biliyoruz ki bu sistem dünya kaynaklarını nüfusun tuzu kuru olan yüzde birine veriyor.

    #Yahu tuhaf değil mi? Herkesin bana ihtiyacı var. Memleketi kurtarmaya geldim galiba. 92

  • asd Cevapla

    Bak, bak, bak! Hımbıl Hulusi’ye bak. İlk heyecanı atlattı ve hemen harekete geçti. İşte babamı babam yapan özellik: Baskın basanındır.

    #Bağ,zeytin, sebze, meyve,tahıl falan dururken bu “at” merakı nereden çıkıyor ona baksana. Babamın bakacak takati yok, bari bis bakalım. Efendim, annemin çocukluğu Avrupa ya geçmiş ya. İşte oradan kalan bir miras bu, bir imaj. At yetiştirmekten muradı ticaret değil, bizatihi “at binmek”. Bir seçkinlik alameti. Belki bir fantezi, belki züppelik. Ama annem budur. …
    #S.70 rektor sayfası (Tarih bunu yazdı)
    #-Mayk seni severim bilirsin, ama bu bir iş.
    #”Ta Fransız Ihtilali’nden tut biz böyleyiz. Gözümüz Avrupa’da. Neden? Çünkü hakim kültür orada. Osmanlı’nın dik başı ağır ağır eğildi. O gün bu gün dışa bağımlıyız. Hep ikinci el fikirleri kullanırız. Ihtilalleri bile dış destek olmadan yapamayız. Taklit içimize işlemiş. Güya bu yoldan alafranga olacağız. Pöh. …”

  • fg Cevapla

    Bizim dinimiz kapıdan çıkmak, yolda yürümek, tuvalete gitmek, oturup kalkmak, yemek içmek, bu manada insanın günlük hayatını tanzim eder.” age
    “Harabat ehlini hor görme şakir/ Hazineye malik viraneler var” Zp?
    Ahmet Hamdi Tanpınar-kırtıpil

  • fg Cevapla

    Age.
    Ölüm dahi üzerinden zaman geçince eskiyor.
    İş bitti, gidelim artık.

  • fg Cevapla

    Çarşambalı Deli Remzi haklı. Sufiler haklı. Ama bu haklılık insan hayatını pek değiştirmiyor.” HB- Mustafa Kutlu

  • fg Cevapla

    İnsanlık dedektörlerin neden çıldırdığını anlamaya çalışmaktan vazgeçti, anlamaya çalışmaktan vazgeçince savaşmaktan da vazgeçti. Dağı nasıl kabul ettilerse, kara delikleri, sfenksleri, piramitleri, köpeklerin tatlı yiyince kör olduğunu nasıl kabul ettilerse yutucuları da öyle kabul ettiler. Aykut Ertuğrul. Başlangıçların Sonsuz Mutluluğu

  • gs Cevapla

    Mızraklarla delik deşik olurken kim olduğunu anlıyorsun. O kör kütüphanecinin söylediği gibigibi; bütün zamanlar tek bir andan oluşur aslında kişinin kim olduğunu öğrendiği andan. aykut ertuğrul- başlangıçların sonsuz mutluluğu 23

  • gs Cevapla

    Eh söylendiği gibi “olan olmuştur, olacak olan da”. aykut ertuğrul- başlangıçların sonsuz mutluluğu

  • Anonim Cevapla

    Konumuza dönecek olursak albayım konumuzun ne kadar sıradan olduğunu görürüz. O A

  • Anonim Cevapla

    Evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere.. (Şükrü Erbaş)

    • yonetici Cevapla

      Teşekkür ederiz IP adresiniz gözüktüğü için kim olduğunuzu anladım :”)

  • benten Cevapla

    (Aynen uydurukçada ve tercümanın tatbikinde mevcud bu yazılanlar ) “Bu sınıflamaya (tasnif oğlum tasnif demekten de mi korkuyorsun.1947 doğumlusun len sen. O.N.) giren Yenisöylem sözcükleri,olabildiği kadarıyla, açık seçik anlaşılan tek bir kavramı dile getiren, kısa, kesin, vurgulu bir sesten oluşuyordu. A sözdağarcığını edebiyatta ya da siyaset ve felsefe tartışmalarında kullanmak olanaklı (ıyk O.N.) değildi. ” s.323

  • benten Cevapla

    O nasıl bir tercüman yahu. Kitap okuma zevkimi hak ile yekzan eyledi. Yok efendim akışma yok efendim adıl.. Kırk yıllık işaret sıfatı olmuş gösterme sıfatı… Yenisoylem kurallarını aynıyle tatbik etmis Bay Tercüman.. Bardağı taşıran “akışma” oldu.Nerede bizim insicam, nerede ahenk .. Bir de dipnotla demez mi, “Akışma: Kulağa hoş gelen ya da söylenmesi kolay olan seslerin birbirne eklenmesi, ses uyumu.” Ilmel yakin, hakkal yakin olaydı bari. Lisan zenginliği asırlık birikimle olur ve bir gün gelir turfanda “dilci” ler neşv ü nema bulmuş ormanı, kerestehaneye çevirir. Çok mu “milliyetçi” siniz acaba, Bay Ingiliz Erkek Lisesi mezunu “çevirmen”imiz.
    S.325 in akışmasız akışmasına.. 1984

  • benten Cevapla

    İngiliz Erkek Liseli Robert Academy li tercümanın zamir icin adılı, zarf için belirteçini kullanmasını geçtim uydurukçaya kazandırdığı bir de yeni mefhumu var: İşaret sıfatı için, “Gösterme sıfatı”. Son derece titizlikle kadim kelimelerden imtina etmesi hayretamiz doğrusu.. Aa sıfat kelimesi aynıyla baki.. Olmadi Celal Bey, olmadı

  • benten Cevapla

    (Kitapta dilin yavanlaştırıldığından dem vurulurken yapılana bak:) “Bazı ayrıksı örnekler dışında, tüm çekimler aynı kurallara bağlıydı.” s.325 (“ayrıksı” böeüğğ)

  • benten Cevapla

    “Yenisöylem’in amacı, yalnızca Ignos’un sadık izleyicilerinin dünya görüşü ve düşünsel alışkanlıklarına uygun düşecek bir anlatım ortamı sağlamak değil, aynı zamanda bütün öteki düşünce biçimlerini olanaksız kılmaktı.” “Yenisöylem tümden benimsendiği ve Eskisöylem tümden unutulduğu zaman, her türlü sapkın düşüncenin-yani İngsos ilkelerinden sapan her türlü düşüncenin- olanaksızlaşması amaçlanıyordu, çünkü insanlar sözcüklerle düşünüyorlardı.” s.321 1984 (o.n.: İkinci cümledeki açıklamaların fazlalığı düşünceyi basitleştirmiş.)

  • a Cevapla

    “Zamanın hep bir tekrarı andıran çarkında, artık anların benzersizliğine erişebiliyorum.” Delilik Ülkesinden Notlar

  • a Cevapla

    “O güne kadar kimse Rosa’nın ağzından kesintisiz üç cümle çıktığını duymamıştı. O kadar mahcup bir kızdı ki, Sonya’nın kendisiyle alay ettiğini sandı önce.” Compañero Rosita

  • Ehvenişer Cevapla

    “Ama yaptığımız her eylem kaçınılmaz olarak tıpkı bir bumerang gibi, günün birinde dönüp bize gelecek. Ve şimdi anlıyorum ki başkalarına yaptığım iyilikleri veya kötülükleri aslında kendime yapmışım.”

    (Konuş Benimle Angel)

  • a Cevapla

    “Komunizme ve kapitalizme inanan insanların meydana getirdiği topluluk, ancak bir sürüdür. Ama Müslümanlardan meydana gelen topluluğun adı cemaattır, ümmettir. Bu vasfımızı kaybetmemek hususunda azami dikkat, bizzat kendi şahsımız üzerinde murakabe, maddeperest çağın, dünyanın her tarafına ulaşmış etkilerinden uzak kalmamız için tek yoldur.”

    Cahit Zarifoğlu, Bir Değirmendir Bu Dünya

  • a Cevapla

    “Daha da vahimi, insanlarda gittikçe daha da belirginleşen kişiliksizlik. Sürüleşmek.” “Kişiliksizliği yaygınlaştırmak gibi bir işlevi de oldu yirminci yüzyılın. Çünkü insanoğlu en çok bu yüzyılda aşağılandı, savunmasız bırakıldı.”

    Nuri Pakdil, Edebiyat Dergisi, Ekim 1979.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.