Gül Medeniyeti

(Zeynep Reyya ve Esra T ‘den dinleyelim…)

Bir avuçtuk biz, yere göğe sığmayan

Hamuru rahmet mayasıyla yoğrulan gençlerdik

Hepimizin içinde dur durak bilmez küheylanlar şaha kalkardı

Hıncımız aşkımız kadardı

Şarkımız vardı meydanlara ve çağın küflü çarklarına karşı söylediğimiz

Dünyaya bakışımız incinmiş ama iğdiş edilmemişti daha

Birbirimizi tanır, birbirimize benzerdik

Duracağımız yeri ve yürüyeceğimiz yolu bilirdik

Ne mesafelerden korkumuz, ne vuslattan endişemiz vardı

Kaybedeceğimiz hiçbir şey olmadığı gibi kazanmanın ne olduğunu da kitaba göre ayarlamıştık

Gözlerimiz kara ama alınlarımız appaktı.

Çok tökezledik çok badire atlattık, kaç defa sırtımızdan vurulduk lakin yılmadık, yıkılmadık satılmadık

Yayı geremiyorduk ama hedefi görebiliyorduk

Emekliyorduk ama yerinde saymıyorduk

Taşı da biliyorduk, bileği de

Kalemi de biliyorduk, ekmeği de, dikeni de, gülü de

Gülü sevdik, gülün rengini sevdik

Kokusunu sevdik, asaletini sevdik

 

Herkese yetecek kadar tebessüm olurdu çehremizde, herkese yetecek kadardı dünyamız.

Ne, ne banknotların kirinden, ne makamların ihtişamından haberdardık

Alfabemiz eskimemiş, ideallerimiz pörsümemişti

Ne diyorsa oydu, oydu, oydu zamanı yaratan, mekanı yaratan

İnciri ve zeytini yaratan, dikeni de gülü de yaratan

Gülü sevdik, gülün rengini sevdik, kokusunu sevdik, asaletini sevdik

Hiç yalnızlık çekmezdik, dertlerimizi sevincimizi paylaşacağımız yürekler vardı

Yürekli insanlar vardı, yürek insanlar vardı

Hak ve sabır rotamız; olmazsa olmazlarımızdı

Saatlerimiz hikmete ayarlıydı, terazimiz adalete

Kendimiz kadardık ama kendimiz gibiydik

Ne köhnemiş uygarlıklar taklitçisi, ne bulandırılmış zihniyetler harabesi

 

Azdık ama azmadık

Azdık ama çoktuk, çoktuk çünkü çok şey istiyorduk

Çoktuk çünkü işimiz yükümüz sorumluluğumuz çoktu

 

Su katılmamıştı henüz sevdamıza, güzeli de biliyorduk, çirkini de, ateşi de biliyorduk, rüzgarı da, dikeni de, gülü de

Gülü sevdik, gülün rengini sevdik, kokusunu sevdik; asaletini, duruşunu sevdik.

 

Ne talanın ardına düştük, ne yağmanın.

Emanet edilen tepedeydik biz bir avuç

Bir avuçtuk biz ele avuca sığmayan

Ölüm pahasına oradaydık biz, çünkü söz demiştik, söz

Dönmek olmazdı

Sözü biliyorduk, sözün gücünü biliyorduk

Sözün, sözün sahibini biliyorduk

 

Hakkı da biliyorduk batılı da, cenneti de biliyorduk cehennemi de, dikeni de gülü de.

Gülü sevdik, gülün rengini, kokusunu sevdik; asaletini , duruşunu sevdik

Çünkü gül, Medine demekti, medeniyet demekti

Dünyayı, eşyayı, insanı, yaratanı anlama tarzımızdı bizim

Çünkü gül rahmet demekti, merhamet, şefkat aşk demekti

Biz, biz söze gülle başlardık, eyleme gülle başlardık

Tebessümün adını da, gül koymuştuk, onun için gülerdik, güler yüzlüydük biz

Gülmek bizdik, gülmek bizim işimizdi, gülmek bizim işimiz

 

İndir: Gül Medeniyeti yoklama siirimiz

 

/Tavsiye şiirlerinizin yanına şiir metnini de ekleyebilirsiniz;)

 

H: Sakarya ,Ayna,Zulmü Alkışlayamam, Kubbetül hadra, Sokak (NFK), Verda ?, Denizin Delisi